Konu: Sosyal ve Duygusal Gelişim ve Yaratıcılık

Okul öncesi üstün çocuklar için hazırlanan eğitim programı, sadece bilişsel alanla kısıtlandırılmamalıdır. VVİlliams'ın (1970) değindiği gibi duygusal öğrenme, bilişsel öğrenmeden ayrılmaz.

Burada her ikisinin de eşit önemde olduğunu ve aralarındaki etkileşimin bireyi tam anlamıyla işlev gören bir kişi durumuna getirdiğini belirtmekte yarar vardır. Benlik kavramı, bireyler arası ilişkilerde beceriler, görevini tamamlama ve riske girme duygusal alanın içeriği arasındadır.

Benlik Kavramı: Üstün çocuğun gizil gücünün tümünün gerçekleştirilebilmesinde olumlu benlik kavramının gelişmiş olmasının büyük önemi vardır. Öğretmenler çocukları dinleyerek ve özendirerek üstün çocukların olumlu benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olabilirler. Aynı zamanda çocuğun gerçekçi bir benlik kavramına sahip olmasını sağlamak için öğretmenler rol alma tekniklerinden de yararlanabilirler. Benlik kavramının erken gelişmesi, bu alanın okul öncesinde desteklenmesi zorunluluğunu getirmektedir.

Ayrıca, grup içinde üretken bir biçimde işlev görebilmesi için, okul öncesi çocuğunda işbirliği ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi uygun olur. Sosyal açıdan uygun yollarla çocuğun diğerleriyle etkileşime girme yeteneğinin geliştirilmesi ve diğerlerinin gereksinmelerine karşı duyarlılığının artırılması, üzerinde durulması gereken konulardır. Bu tür beceriler çeşitli etkinliklerle beslenebilir. Örneğin, her bir çocuk projenin belirli bir kısmından sorumlu olarak böcekleri sınıflandırmak üzere birlikte çalışabilirler. Böyle bir çalışmada görevin tamamlanması için bilginin paylaşılması gereklidir. Bu konuda diğer bir öneri, gerçek yaşam sorunlarını grupça özümlemeleri için yardımcı olmaktır. Örneğin, sınıfın yarısının hayvanat bahçesine, diğer yarısının parka gitmek istediği bir tartışma durumunda çözüm bulmalarına yardım etmek gibi. Böyle bir durumda öğretmenin yardımıyla, sınıf her iki seçenek üzerine eğilir ve hangisini daha uygun görürse, bunun üzerinde karar kılar.

Görev Sevgisi ve Israrlı Tutum: Azim, yani uzun süre çalışabilme yeteneği, öğrenme ve başarı için gereklidir. Üstün yetişkinlerdeki başarının, ısrarlı tutum ve yüksek görev sevgisi ile kuvvetli bir ilişki içinde olması, okul öncesi çocuklarında bunun geliştirilmesinin önemini artırır. Görev sevgisi ve tamamlama isteği, güdüleme ve pekiştirme aracılığıyla beslenebilir. Çalışmalar, anne-babaları tarafından davranışları pekiştirilmeyen üstün çocukların ileriki yaşamlarında başarısız olduklarını göstermektedir (Nevvman, Dember ve Kurg, 1973). Anne-babalar çocuklarına okul yaşamlarına ilişkin sorular sorarak, bizzat kendileri görev sevgisi ve iradesini örnekleyerek ve onları özendirerek bu konuda onlara yardımcı olabilirler.

Aynı zamanda öğretmenler de genel tutumlarında destekleyici ve olumlu olarak ve ilgili görünerek pekiştirme görevlerini yerine getirebilirler. Bunlara ek olarak, öğretmen ve anne-babalar çocuklarının bu davranışlarını açık bir şekilde övmeli ve başarılarından dolayı birbirlerini övmeleri için çocukları özendirmelidirler. Son olarak, öğretmenler projeleri tamamlamaları için ilgi çekici ve kolay çözümlenemeyen materyaller sunmalılar ve onlara yeterli zaman tanımalıdırlar. Çocuklar bir kez görev sevgisini geliştirince, bu özellik kendi kendini pekiştirici bir duruma gelebilir.

Risk Alma: Bu tür çocuklarda geliştirilmesi gereken bir diğer önemli davranış ise, okul öncesi düzeyde risk alma davranışıdır. VVİlliams (1970), risk alma tutumunun yaratıcı potansiyelin geliştirilmesi için gerekli olduğunu vurgular. Okul öncesi düzeyde bu tutum ürkütücü olmayan bir atmosferde çocuğun başarısızlığını göze alan riskli davranışlarını ödüllendirerek geliştirilebilir. Ayrıca, çocukların bağımsız olarak çalışmaları ve düşüncelerini savunmaları için özendirilmelerinin de daha bağımsız ve yaratıcı davranmaları açısından yararı büyüktür. Okul öncesi çocuklar, ilk önce kendilerini rahat hissettikleri alanlarda riskli davranmayı göze alabilirler. Bunun diğer alanlara yayılmasını sağlamak ise öğretmenlerin yardımıyla gerçekleşebilir (Karnes, Linnemeyer, Danton Acle, 1986, sf. 87-88).